Hayır Diyebilme Sanatı: Psikolojik Sınırlarımızı Korumak
Merhaba sevgili danışanlarım ve değerli okuyucularım,
Ben Uzman Klinik Psikolog İrem Koç. Bugün terapi odasında üzerine en çok çalıştığımız, belki de günlük yaşam kalitemizi en çok belirleyen konulardan birine değinmek istiyorum: Sınırlarımız ve "hayır" diyebilme becerimiz.
Gündelik yaşamınızı bir düşünün.. Sırf karşınızdaki kırılmasın, darılmasın ya da sizi yanlış anlamasın diye içinizden hiç gelmediği halde kaç kez "evet" dediniz? Kendi işleriniz dağ gibi birikmişken bir başkasının sorumluluğunu üstlendiğiniz, dinlenmeye çok ihtiyacınız varken istemediğiniz bir buluşmaya gittiğiniz anları hatırlayın. O anlarda başkalarına "evet" derken aslında kime "hayır" diyorsunuz? Elbette kendinize, kendi ihtiyaçlarınıza ve kendi sınırlarınıza!
Peki sınır koymak neden bu kadar zordur ve sağlıklı bir şekilde hayır diyebilmek ruh sağlığımızı nasıl korur? Gelin bu soruların cevaplarını birlikte arayalım.
Neden 'Hayır' Diyemiyoruz? Şemalarımızın Rolü
İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır ve ait olma, onaylanma, sevilme ihtiyacı duyar. "Hayır" dediğimizde içten içe reddedilmekten, bencil olarak algılanmaktan veya yalnız kalmaktan korkarız. Bu korkuların temelinde genellikle çocukluk çağında oluşan ve bugün hayatımızı farkında olmadan yöneten bazı düşünce kalıpları, yani "şemalarımız" yatar.
En sık karşılaştığımız iki örnek şunlardır:
-
Fedakarlık Şeması: Eğer bu şemaya sahipseniz başkalarının dertlerini ve ihtiyaçlarını her zaman kendi ihtiyaçlarınızın önüne koymayı bir görev bilirsiniz. Sizin için iyi insan olmak, kendinden vazgeçmek demektir. Başkalarına yardım etmediğinizde veya kendi isteklerinizi dile getirdiğinizde çok yoğun bir "bencillik" ve suçluluk hissi yaşarsınız. Kendi kasanız boşken bile başkalarına vermeye devam edersiniz.
-
Boyun Eğicilik Şeması: Bu şemada ise temel duygu "korku"dur. Çatışmadan, tartışmadan veya karşınızdaki kişinin öfkelenmesinden çok korktuğunuz için kendi fikirlerinizi ve duygularınızı bastırırsınız. "İtiraz edersem ilişkim bozulur", "Nasılsa benim ne istediğimin bir önemi yok" diyerek kontrolü tamamen karşı tarafa bırakırsınız. Hayır demek bu şemada doğrudan bir tehlike olarak algılanır.
Hayır demek bu şemaları tetiklediği için başlangıçta bedensel ve zihinsel bir huzursuzluk yaratır. Ancak sürekli başkalarını memnun etmeye çalışmak uzun vadede tükenmişlik hissine, kronik yorgunluğa ve içinizde biriken gizli bir öfkeye dönüşür.
Sınır Koymak Ne Demektir?
Sınır koymak etrafınıza aşılmaz kalın duvarlar örmek veya insanları hayatınızdan çıkarmak demek değildir. Sınırlar evinizin kapısı gibidir.. Kimin içeri girebileceğine, kimin ne kadar kalabileceğine ve hangi odalara girebileceğine sizin karar vermenizdir. Sağlıklı psikolojik sınırlar hem kendinize duyduğunuz saygıyı gösterir, hem de diğer insanlara size nasıl davranmaları gerektiğini öğretir.
Suçluluk Hissetmeden 'Hayır' Demenin Yolları
Hayır demek bir sanattır ve tıpkı bir kas gibi pratik yaptıkça güçlenir. İşte bu süreçte size yardımcı olacak bazı adımlar:
-
Zaman Kazanın: Biri sizden bir şey istediğinde anında cevap vermek zorunda değilsiniz. Otomatik olarak evet demek yerine "Buna ajandama bakıp sana döneyim" veya "Şu an karar veremiyorum, biraz düşünüp haber vereceğim" demek dürtüsel onaylamaların önüne geçer.
-
Net ve Anlaşılır Olun: Hayır derken uzun, karmaşık ve aşırı detaylı bahaneler üretmenize gerek yoktur. Çok fazla açıklama yapmak karşınızdaki kişiye ikna edilmeye açık olduğunuz mesajını verebilir. "Nazik davetin için teşekkür ederim ama bu hafta sonu dinlenmeye ihtiyacım var, katılamayacağım" demek yeterlidir.
-
Alternatif Sunun: Eğer kişiye değer veriyor ancak o anki talebini karşılayamıyorsanız kendi sınırlarınıza uygun bir alternatif sunabilirsiniz. "Bugün o raporu senin yerine hazırlayamam ama istersen yarın sabah taslağına birlikte göz atabiliriz."
-
Suçluluk Duygusunu Kabul Edin: Hayır demeye yeni başladığınızda suçluluk hissetmeniz çok doğaldır. Bu duygunun gelmesine izin verin ama kararlarınızı onun yönetmesine müsaade etmeyin. Suçluluk hissetmeniz yanlış bir şey yaptığınızı değil, sadece eski ve size zarar veren alışkanlıklarınızı yıktığınızı gösterir.
Unutmayın başkalarının hayal kırıklığıyla başa çıkma sorumluluğu size ait değildir. Sizin birincil sorumluluğunuz kendi fiziksel ve ruhsal sınırlarınızı korumaktır. Kendi ihtiyaçlarınıza "evet" diyebildiğiniz, şefkatli ve sınırları belirli bir hayat diliyorum.
Sevgiyle kalın.
